
Ekvator’un en büyük kulüplerinden biri olan ve gerek Milli Takıma seçilen gerekse Avrupa’ya açılabilen birçok oyuncunun yetiştiği Emelec’te yetişti.
2007’de, en basitinden tanıdık olarak Emiliano Insua ve Pablo Pino’nun da yıldızlaştığı, Martin Caceres, Edison Cavani, Alexandro Pato, Ever Banega, Angel Di Maria gibi isimlerin de forma giydiği Güney Amerika Gençler Şampiyonası’nda, muhtemel A Milli Takımda da beraber seneler geçireceği daha önce bahsettiğimiz Jaimo Ayovi, Felipe Caicedo, Alexander Dominguez gibi isimlerle birlikte forma giydi.
Turnuva sonrasında tam da profesyonel kariyerine daha da güçlenmiş olarak devam etmek üzereyken, lig maçından sonra yapılan testlerde kanında marihuana maddesine rastlanınca altı ay ceza aldı. 2009’da Deportivo Quito’ya geçti, cezanın ardından ölü toprağı üstünden arttı, forma giydiği 13 maçta 6 gol atarak tekrar adından söz ettirdi.
Mayıs ayında Meksika’ya karşı oynanan özel maçta forma giydi. Manchester United’a giden Javier Hernandez, Dünya Kupasında yıldızı parlayıp West Ham yolunu tutan Barrera, Deportivo’lu Guardado gibi oyunculara karşı oynadı ve maçın yıldızı seçildi. Sonrasında ise bu sezon başında özellikle Ekvator üzerinde bir hâkimiyeti olan Meksika Ligi’nde boy gösteren San Luis’e transfer oldu. Oynadığı beş maçta bir gol atarken, üçte asist yaptı.
Meksika’da da aynı çizgisini devam ettiriyor Ekvator’lu oyuncu. Peki nedir onu önemli kılan ve kılacak özellikleri?
Emelec’te genellikle sol ve sağ kanatta oynarken, Quito’da forvet olarak da görev yaptı. Hücum hattının her bölgesinde oynayabiliyor, ancak kanatlarda daha başarılı oluyor. Yattara ve Keita gibi ofansta çok etkili olabilir, ancak onlardan farklı olarak şova kaçmıyor, aldığı her topta imkân bulabildiği kadar ceza sahasına inmeyi düşünüyor. Çalımlarını kendisi için değil takım için atıyor. Her iki ayağıyla gerçekten etkili şutlar atabiliyor.
Onu diğer ofansif oyunculardan farklı kılan ise takım oyununa daha adapte ve yatkın olması. Ki, Ekvator, Meksika, Kolombiya, Peru gibi Amerika kıtası ülkelerinin oyuncuları, Arjantin ve Brezilya’nın ofansif oyuncularına nazaran sahada daha dik duran, daha çok çalışma azmi olan, taktik disipline daha bağlı oyuncular. Pablo Pino’nun da Keita’dan farkını oynadıkça görüyoruz. Keita elbette daha çok tribünlerin adamıydı, ancak Pino bir takım adamı. Arroyo’da bu tarz bir oyuncu. Topsuz oyunda boş durmayı sevmeyen, çalışma oranı yüksek, gerektiğinde kendi ceza sahasına kadar adam kovalamayı, hatta gerektiğinde son maçta olduğu gibi kırmızı kart görebilecek kadar hırslı bir oyuncu.
Henüz 23 yaşında; elbette bizim de şu an için kanatlara bu tarz bir takviye ihtiyacımız olmayabilir. Lakin isminin bir kenarda tutulması ve izlenmeye devam edilmesi gerektiği için bu sayfalara not düşmeyi uygun gördük.